KİTAP | İÇİMİZDEKİ TANRIÇA - KADINLIĞIN MİTOLOJİSİ / MANUELLA DUNN MASCETTİ

 


Mitolojiye olan aşırı merakım ama bir o kadar da önemli değil aslındaca yaklaşımım sonucu okuduğum ilk pdf kitap olması hasebiyle -her ne kadar kitap hakkında yazmak istemesem de-yazmam gerektiğini düşünerek İçimizdeki Tanrıça /Manuella Dunn Mascetti ile karşınızdayım.

Giriş cümlem sizlerde kitabı beğenmediğim algısı oluşturabilir ama aksine kitabı beğendim. Cevapların bilinmediği ama hissedildiği bir ortamda ifade yeteneğini geliştirmek için insanların internetin henüz olmadığı karalık gecelerde aydınlık dolunay altında uydurdukları ve bunun da adına sonradan mitoloji denilen şeyi seviyorum.

Düşünün ki; ilk tarım toplumları yaşlı kadınlardan oluşmuş heyete yer verecek biçimde yapılanmıştı ve bu heyet gündüz işler bittikten sonra gece ayışığında toplanır, kadınların esas alanları olan hayat ve ölümle ilgili meseleleri tartışırlardı. Bunları yaparken hem atalarından aktardıkları hem de kendi tecrübeleriyle etrafta gördükleri doğaüstü şeylere sürekli anlam yüklerlerdi. Ay'ın her haline öyle çok anlamlar yüklenmiş ki buna şaşırmıyoruz. Mesela güneş o kadar gündemlerinde değil. Ve şaşılacak bir şekilde en ilgisiz insanın bile mitolojide duyduğu her bir isim mutlaka bir kadına çıkıyor. Yok aslında genç kadınmış ama istediği zaman bir erkek kuvvetinde savaşırmış. Yok olgun kadınmış ama genç erkekleri savaştan döndürecek cazibeye sahipmiş. Aman bedeni kadınmış ama hissiyatı bir erkekten farksızmış vs vs... 

Mesela; Baykuş (şaşırmadık) Atena gibi bilgelik ve zekanın simgesiymiş.  Atena Yunan Mitolojisi'ndeki bilgelik tanrıçası Metis'in kızıymış. Baykuş bereket ve toprağın tanrıçası Demeter'e kurabn edilen bir kuş olarak geçmekteymiş. Her şey o kadar içli dışlı ki... Herkes birbirine akraba çıkıyor anlayacağınız. 

Dalga geçmiyorum, bunlar olabilir, hali hazırda olmuşda zaten. Mesela çok beğendim bir yer var onu direkt aktarayım: ''Bakire niteliği, kadına, kendini erkeksizken de bütün hissetme, yalnızca kendi varoluşu ve yaşam sevincinden tatmin olma fırsatını tanır. İlişkilerinde her zaman bir birey olarak davranır, bir başkasıyla birleşmenin benlik arayışının nihai amacını oluşturmadığının farkındadır. Özgürlüğe kendi hayatında büyük değer verdiği için, başkalarıyla ilişkilerinde de onlara özgürlük tanır. (Gümüş Yaylı Bakire Artemis)'' 

Bir de bu her yerde karşımıza çıkan o acayip acayip semboller var ya, işte hep buradan kaynaklı şekiller. Filmlerde görüp anlamlandırmadığımız o hayvan arketipleri, kadının ön planda oluşu, sihir büyü olayları vs.. hep buradan. Öğrenmeliyiz çünkü gerçekten çok acayip şeyler dönüyor olabilir. Sürekli karşımıza çıkan bazı isimlere neden maruz kalıyoruz? Afrodit, Kirke, Metis.. Labirent şekilleri, sarmallar, çemberler, baykuşlar.. Şimdi dersiniz ki her yer bunlarla dolu, hayatından içinden şekiller, nasıl ayırt edebiliriz ki? İşte sorun da orada. Artık her yerdeler. Ve bunu bilerek isteyerek, karanlık tarafı temsil ederek yapıyorlar. Tedirgin olmamak elde değil.

Ve tarihte tüm bunlar olurken Yüce Rabbim dönem dönem diyor ki; Saçmalamayın! Bakın size sizden biri gönderiyorum, ona uyun, fıtratınızdan olan doğru iyi ve güzel yönlerinizi geliştirin; sağdan soldan şeytanın nefsinizin size üfürdüğü üfürükleri kendinize şiar edinmeyin, adam olun, ancak böyle kurtulursunuz.

 

Yorumlar

Popüler Yayınlar