fotoğrafsız yazı.
Kırmızı.
Günün ilk ışıklarından sonraki mahalle sessizliği. Arabanın ve insanın az ve sakin oluşunun bir sonucu. O tarafa bu tarafa salınımın gerçekleştirilebileceği yegâne vakit. Ama farkında olmadan, gayr-i ihtiyari, vereceği zevki düşünmeden. Sesler var, mahalleye taşınan var. Arada bir onlara tam merakla denmese de merak edilmesi gereken bir mevzu imiş gibi hafif bir ilgiyle. Bakıyor kaçıncı kat, kim vardı orada, şimdi kim geliyor düşüncesi. Ama kısaca, güneş yükseliyor. Parıltısı aynı netlikte. Çünkü sabah. Neden kimse daha ayaklanmadan sokağa çıkma isteği üzerinde durmayacak kadar toy. Hiçbir şeye anlam yüklemeyecek, sadece yaşıyor. Salınmaktan vazgeçmiyor. Tek eğlencesi. Kimsenin bir metreden fazla yaklaşamayacağı tek mekan. Birini aramıyor ama olsa sorun etmeyecek. Birileri olursa sorun olma ihtimalinin büyüklüğünü önceden kestiremez.
Taşınıyorlar. Önceden kimin oturduğunu anımsıyor. Aslında hala oturuyor olmaları ama çok durmuyor bunun üzerinde. Bazen kaldırıma yanaşıp izliyor. Mahallenin dışına çıkmak sabahın bu vaktinde iyi bir fikir değil. Tüm bu hissettiği şey güneşin yeni yeni yükseldiği sabahın bu vaktinde birilerinin taşındığı hafif hareketlilikte bisiklet sürmekle ilgili. Başka bir şey istemiyor. Bisiklet kırmızı. Eski. Boyaları dökülmüş. Ailede en son o öğrendi o bisikletle bisiklet sürmeyi. Artık tamir edilmiyor. Önü boşsa çevirdiği pedallara bakıyor. Yerin hızla altından kayması hoşuna gidiyor. Hiçbir yer kalmıyor, durmuyor, beklemiyor. Hafif esen rüzgar yerini güneşin sıcaklığına terk ediyor. Biraz daha yükselse sıcaklık hikayeyi bitirebilir. Hangi noktaya kadar bu duygunun içinde kalacağını bilmiyor.
Gölgeler dikkatini çekmiyor. İlgilenmiyor. Biraz ısınsın hava, belki durup dinlenecek bir gölge beğenir. Ama şimdi değil, daha değil. Bir türlü taşınamıyorlar. Umursamıyor gibi. Bisiklet kırmızı. Direksiyon yeşil. Boyaları dökülmüş. Tamir ettirmiyorlar. Binecek son kişiyi idare etmesini umuyorlar. Bahçeye dönmüyor. Dönse orası da güzel. Aynı duyguyu orada da devam ettirebilir. Dönse, bahçenin orada olmadığı gerçeği bir taraflarında kayıtlı. Dönmüyor. Yolun keyfini çıkarıyor. Evlere bakıyor. bir terslik var. Evler bu kadar yüksekse güneşin ışıltısı nereden geliyor. Bahçeye dönmek istemiyor. Taşınanlar yabancı, mahallede kimse taşınmaz oysa. Güneşin bu ışıltısı, bu sıcaklık nereden geliyor. Gerçekliği sorgulamak için tekrar pedallara bakıyor. Yer gitmiyor. Mahalle yerinde durmuyor. Güneş hiç görünmüyor. Ya bahçe? Bir an önce uzaklaşmak istiyor. Önce yaş aldığı aklına geliyor. Sonra sonra çocuğu. Akşam yatıp 2 dakika içinde uyuduğu. Hafif kımıldıyor. Ağaçların hışırtısı kulaklarında. Neye uğradığını şaşırmıyor. Yalnızca hep orada sabah vaktinde kırmızı bisiklet sürüyor oluşuna gülümsüyor.

Muazzam!
YanıtlaSil